“Hiçbir şey yapılmaya değmez,dünyanın yapılamaz ediklerinden başka.” Oscar Wilde

Ana karakterlerden Dmitriç kendisini sürekli endişe içinde bulur ve herhangi bir suç işlememesine rağmen devamlı takip edildiğini düşünür. Paranoyak bir izlenim veren Dmitriç en sonunda Altıncı Koğuş‘a yatırılır. Bu akıl hastanesinde kaldığı koğuş oldukça kötü durumdadır ve hastalarla ilgilenilmemektedir.

Emery uzun zamandır kendini çok yalnız hissediyor, kızını tüm zorluklara rağmen tek başına büyütmeye çalışıyordu. Bu durum mutluluk verici olsa da zordu çünkü yaptığı işe tutunabilmek ve bir yuva kurabilmek için durmaksızın mücadele ediyordu. Onlara yardım edecek hiç kimse yoktu. Beklenmedik bir masraf ya da ödemesi geciken bir fatura tüm yaşamlarını altüst edebilirdi.
Oliver Smith ikiz kardeşinin ölümünden sonra yaşadığı sorunları içki içerek uzaklaştırmaya çalışıyordu.

Daha Balkan Harbi’nin yaralarını saramadan yeni bir savaşın ortasında kalan Osmanlı’da, halkı yine fedakârlıklar beklemekteydi. İstanbul Sultanîsi talebelerinden Yusuf, Süreyya ve Feyzi ilk aşklarını henüz yaşarken vuslatın sancısı gelip yerleşti yüreklerine. Onlar için artık vuslat demek savaşın bitmesi ve vatanın kurtulması demekti.
İçlerinde kopan fırtınalara rağmen umutla gittiler cepheye… Aşklarına kavuşmak, yarım kalan hikâyelerden olmamak için…
İncir Kuşları ve Meyra’nın yazarı Sinan Akyüz’den Çanakkale Savaşı’nı ve gerçek kahramanlarını anlatan heyecan dolu yeni bir roman…

Ruhum nicedir eprimiş bir kumaş gibi tüm bedenimi kaplarken, sökülen yerlerimi görememişim. Etraftakilerin ardımdan “Ah yazık” dediklerini duyuyorum; ama bu kez güçlü görünmeye niyetim yok. Yalınkat bir hayat sürmek tek isteğim. Çitlediğim çekirdeklerin kabuklarıyla çiçeklerimi besliyorum. Başkaca sözüm yok!”
Nilay Şimşek Ercan’dan ruhsal yaralarımızın bedenimizde nüksetmesiyle oluşan arazlardan şifa yolculuğuna uzanan, sözcükleriyle okuru da bu şifaya davet eden bir ilk roman…